Sulara karşı ürkek adımları ile ceylanlar gezinirken, gözlerimi yürüttüğüm bir nefeslik ağaç gölgesi altında bir karıncanın karnını yarmıştım… ve sonra beynim ikiye yarıldı…
Toprak ile suyu birbirine karıştıran, ve balçığı insan yapan SENSİN…

Balçığı ADEM (a.s) yapan sen, ADEM (a.s) ’i elmayla imtihan eden ve ateşi, gülü , ağacı ve dalı, sonra o koparılmaması gereken meyveyi yaratan SEN…
Karıncanın karnında, NUH (a.s) gördüm, ihtiyar haliyle senin yolunda, görevini yapma çabası göstermiş ve bütün umutları tükendiğinde, senin emrettiğin gemiyi yapmaya başlamış bir haldeydi… Dalgalar yükselmişti…
Gemi SEN...
Gamı bırak ey Nuh (a.s) diyen SEN...
Sağlam bir sahil SEN...
Lut (a.s) gördüm, kavminin ahlaksızlığına karşı, onları uyarıp, kavimden utanırken ve helak tufanı bu sefer ateşlere dönüşürken…
Patlayan lavlardaki ateş SEN…
İbret bırakan SEN… İbaret olan SEN…
İbrahim’i gördüm, güneşe bakıyordu, büyüklüğüne azametine, gece olunca aya döndü yüzünü, sonrada hepsinden kaçarak senin büyüklüğünde açtı gözünü…
Aratan Sen…
Bulduran Sen…
Lokmanı gördüm, bir nehirin kenarında dertleri suyla temizliyor gibiydi…
Su Sen…
Dert Sen…
Deva Sen…
Nefes ve Şifa Sen…
Bu alnına aşkın çivisi çakılmış adamda kim ?
Kimin gücü yeterki dağları delmeye..?
İşte ozaman anladım, Dağ senmişsin, Ferhat senmişsin ve her şeyden şirin olan sen…
Kuyudaki melek yüzlü Yusuf (a.s) Senmişsin ?
Sabırda Eyyup (a.s) Sen..
Bir kuşun kanat çırpışında, bir çiçeğin kırmızısında, bir karın beyazlığında, her şeyde sen..
Her şey senmişsin hiçbir şey olan ben…! Hiçliğimi buldum Her şeyim Ol Birtanem…!
Yazı toplam 674 kez okundu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder