Vurgun saatlerinde, cepkenlere gitmez oldu eller…
Zaman saatinde akrep ve yelkovan, zamandan kazanmaya çalışanları zehirler.
Zaman öylesine bir öğretmendir ki, dünya kara tahtasına, mutlaka ölüm yazısının yazılacağını en birinci olarak, yaşam sırasında olan biz insanlara verir.
Zaman dilimi içinde erimekte insan, sıcacık bir çay bardağına katılan, iki küp şeker misali karışıp, katışarak hayatın içinde eriyen, kendi hayatını değil de, hayatın hayatını ve dayattıklarını, yaşayan insan…
Varlığını ya da varlığının sebebinin kavramak yerine. ? Kendince uçsuz bucaksız olan bir dünyada varlığa esir, varlıksızlaşan insanlar maddeye önem vermeleriyle, bitkisel hayata ya da makinelere bağlı olarak yaşam mücadelesi veren, robotik ve robotlaşmış düşüncelerle, otomatikleşen hisler ve duygular zincirinde bocalamaktadır.
Robotlaşmak evet kavram bu.?
Tam yerine oturan bir kavram , kablolar , elektronik ve mekanik bütün devreleri ile , insan kapalı devre misali hayatını çizgisel bir dünya döngüsüne benzer bir döngüde yaşamaya hayli bir alıştı, gündelik bütün faaliyetlerimiz ve faaliyet alanlarımız tamamıyla teknolojinin, örümcek ağına düşmüş bir halde.!
Teknoloji zararlı, ya da faydalı konum bu değil. İfade etmek istediğim vurgulamaya çalıştığım ve çabaladığım şey hepinizin görmesini istediğim bir nokta. Teknolojinin getirdiği rahatlık ve kolaylıklar bizi işin içinden çıkılmayacak bir kaos’un ortasına sürüklüyor.
Nedir bu kaos ya da buhran farkında mıyız ? yada ne kadar düşünüyoruz ?
Geçenlerde bir video sitelerinden birinde, izlenme rekorları kıran, çocukla teknolojinin savaşını hepiniz seyretmemişsinizdir ama mutlaka görenlerinizde olmuştur, küçük bir kız çocuğu bir bilgisayar oyununu geçemediği için hırsa kapılması, seni yeneceğim diye ağlaması, herkesi güldürdü deli bu çocuk dediler, belkide.
Ama şahsım adına bizim bir deli olduğumuzu, gençliğimizin teknoloji ile savaşını göremediğimizi, zindanlar ve mahzenler devrinin kalkıp kara kutulara, ve pixselleri artırılmış, camlara ve görüntülere, eğlence ve oyun diye yutturulan safsatalara teslim edişimiz ve bunada gülüşümüz şahsım adına, bir deliliktir. ‘’ Ağlanacak hale gülmek.’’ Belkide işte budur.
Ne zaman ki biz, bizi kaybettik çocuklarımızıda kaybetmedik mi ? Babasının yanında ayak uzatmayan, o konuşurken konuşmayan, bir serçe yavrusu gibi baba ve anne’nin gagasından düşecek söze pür dikkat kesilmiş çocukların yerini, annesini kesip buzdolabına saklayan, babasını tekmeleyip sokağa atan,öğretmenini köşe başında şişleyen, çocuklar almadı mı?
O çocuklar mı başkaydı, bu çocuklarmı başka?
O anneler, babalar mı başkaydı? Bugün ki anne ve babalar mı başka ?
Fikir Sehpasın’dan -Artakalanlar-
Ve artakalanlar... Artırılmış teknoloji artırılmış imkan Selam sana selamsızda oturan insan Acaba ne olur ki... Sana dokunmayan yılana sen dokunsan..
Anlamsız şehirler.. Basma kalıp mahalleler.. ve artakalan.. İnsana benzemeyen hayvansı haller..
Robot icat etme peşinde Robotlaşanlar... Ve Daha iyi bir yaşam endişesinde.. Ölüme koşanlar...
Teknolojik bir savaş var….
Ve artakalanlar... Artırılmış teknoloji artırılmış imkan Selam sana selamsızda oturan insan Acaba ne olur ki... Sana dokunmayan yılana sen dokunsan..
Anlamsız şehirler.. Basma kalıp mahalleler.. ve artakalan.. İnsana benzemeyen hayvansı haller..
Robot icat etme peşinde Robotlaşanlar... Ve Daha iyi bir yaşam endişesinde.. Ölüme koşanlar...
Teknolojik bir savaş var….
Elektroniğe karşı, elektiriğe karşı…
Savaş oyunları ile büyüyenler…
Nasıl getirebilirler ki bu dünyaya barışı ….?
Not: Gerekli Video yu bu adresten izleyebilirsiniz..
Yazı toplam 575 kez okundu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder