22 Nisan 2012 Pazar

Sessiz Sorular

Susuyorum, cümlelerim artık yetmiyor bana..  Gözlerimde,bulgur bulgur yaşlar akıyor inceden, yürek yangınımı söndürmek şöyle dursun alevleniyorum, her damlasında gözyaşlarımın…!
 
Bir gülün perçeminde kelepçeler var. Ağlayan yarların en kutlusu sevgililerin en yücesinin yüceldiği ve yükseldiği yer..? Ağlıyor, kan damlıyor başkalarınca sadece betonarme olan ama benim için bir can taşıyan, nadide bir gül kan damlatıyor yapraklarından…..
 
Kuşlar kanat çırpıp vaveyla etmede, insanlık seyretmede, bir gül’ün yapraklarını yoluyor, kırılası eller ve kör olasıca denemeyecek kör gözle,  insanlığa insafsızlıkla saldıran işgalciler..
 
Bunların zalim  olduklarında şüphemiz asla olmadı, olmayacaktırda. İçimi acıtan zalim’in zülmünün dışında beni inciten ve üzen olay: Gündemi meşgul eden olaylara verilen değerler KARABULUT’un kendisini göremeyen medyanın, flaşları ve bakışlarının çevrildiği noktalar…
 
İfadelerin istifade edilemeyecek kadar sessizleşmesi, donuklaşması ve durgunlaşması acaba neden? Düşünmemiz gerekmiyor mu, bahçemize dadanan kargaların ve saksağanların beline kazma vurmadıkça, belimize, dalımıza ve gülümüze dadandığını bile bile suskunluğumuz neden?
 
Arzın ırzına yeltenen, ahlaksız adamların adımlarına karşı, bizim ayaklarımızı uzatıp rahatca izleyen bedenimiz huzurlu mu? Ruhunuz, hangi guruha kaydı, gözlerimiz hangi karanlık ışıltılarda, yalancı yakamozlarla oyalanmaktadır? Aşina olduklarımız, aşiyanımıza kastederken hangi soluncansı hayaller peşinde eşinmekteyiz?
Hayalleri olması için bir milletin, bir inancın, ‘’HAYA’’sı olmalı değil mi ? Mescid-i aksa bir HAYA(T) değilmi? Ne çabuk öldürdünüz, haya’yı ve hayatı..?
Kâr etme peşindeliğiniz, ar etmelerinize mi engel acaba? Neden bu kadar, havadan sudan yaşantılar içindesiniz? Ahfeş’in keçisi gibi baş sallamaya bu kadar mı çok alıştı başlarınız?
 
Hani incinirdi, yüreklerimiz, güle yel değmesine bile tahammül edemezdik..!
Nedir bu insafsız sessizlik...!
Kara kara çizmelerle çiğnenen sizin yüreğiniz değil mi?  İdeoloji ve inançlarını öne sürüp, haince seni katleden, kadınına, çocuğuna, el uzatılan aileler sizin aileniz değil mi? Mescid-i Aksa sizin çocuğunuz değil mi?
Size verilmiş emanet değil mi?

MESCİD-i AKSA ve FİLİSTİN’E



 
İhanet sofrasında kemik ve kan kokusu..
Bu bitmeyen uyku savaş uykusu

Hayat merdivenlerinin köşeleri ve kuytusu
Ab-ı Hayat ırmağından bir yudum barışa su..

Minik ellerini yüzüne kapayıp ağlayanların korkusu
Hafif hafif ıslatırken yanaklarını gözlerinden akan su

Gökyüzünden,gelir bombalarla bu sinsi pusu
Akar göklerden sağnak sağnak mermi,su..

Parçalanmış ayaklar,kopmuş başlar ve kurumuş dudaklara..
Bir yudum dua..su..

Kalk ey insanım silkin ve doğrul.. Yüksel doruklara...
Dirilsin sende fecr-i sadık.. Bitsin seninle gaflet uykusu..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder